Doğu Karadeniz bölgesinde eğimli arazi yapısı ve yıl boyu süren yoğun yağışlar, istinat duvarlarını konutlardan ulaşım ağlarına kadar pek çok alanda temel bir güvenlik unsuru haline getiriyor. Ancak son dönemde artan göçme olayları, bu yapıların projelendirme, uygulama ve denetim süreçlerindeki zafiyetleri gözler önüne seriyor.
Tasarım ve İmalat Hataları Öne Çıkıyor
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Osman Sivrikaya, bölgedeki duvar yıkımlarının temelinde üç ana faktörün yattığını belirtiyor: Tasarım hataları, yanlış imalat süreçleri ve işlevsel eksiklikler. Özellikle bölgede yaygın olan ağırlık tipi kargir taş duvarlarda, drenaj ve filtrasyon sistemlerinin ihmal edilmesi ciddi riskler oluşturuyor. Duvar arkasında biriken suyun tahliyesini sağlayan barbakanların eksikliği veya yanlış filtrasyon malzemesi kullanımı, aşırı boşluk suyu basıncı yaratarak yapıların göçmesine neden oluyor.
Uzmanlık ve Denetim Şart
İstinat duvarı tasarımının basit bir veri girişi süreci olmadığını vurgulayan Sivrikaya, bu çalışmaların geoteknik mühendisliği kapsamında uzmanlık gerektirdiğini ifade ediyor. Sahadaki gözlemler, yeterli deneyime sahip olmayan kişilerce yapılan uygulamaların, bağlayıcı malzemelerin kalitesini düşürdüğünü ve yapının güvenliğini tehlikeye attığını gösteriyor. Yüksek kot farkı olan bölgelerde, duvar yüksekliği arttıkça devrilme momentinin de arttığına dikkat çeken uzmanlar, ekonomik kaygılarla kesitlerin küçültülmesinin felakete davetiye çıkardığını belirtiyor.
Denetim Mekanizması Güçlendirilmeli
2018 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ile istinat duvarlarının projelendirilmesi zorunlu kılınmış olsa da, mevcut sistemdeki en büyük boşluk uygulama ve denetim aşamasında yaşanıyor. Projelerin kağıt üzerinde kalmaması ve sahada standartlara uygun şekilde hayata geçirilmesi için etkin bir denetim mekanizmasının kurulması gerektiği ifade ediliyor. Uzmanlar, özellikle 12 metre ve üzerindeki yüksekliklerde payandalı veya betonarme konsol gibi daha ileri taşıyıcı sistemlerin tercih edilmesinin, can ve mal güvenliği açısından hayati önem taşıdığını hatırlatıyor.