İran'ın dini lideri konumuna getirilen Mücteba Hamaney, yaklaşık beş aydır süren sessizliğiyle dünya gündeminin en merak edilen figürlerinden biri haline geldi. Babasının vefatının ardından görevi devralan Hamaney, o tarihten bu yana hiçbir halka açık etkinlikte görülmedi. Resmî kanallar üzerinden adına açıklamalar yapılsa da, liderin fiziksel varlığını kanıtlayacak herhangi bir görüntü veya belge kamuoyuyla paylaşılmadı.
İngiliz basınında yer alan istihbarat raporlarına göre, ABD ve İsrail birimleri Hamaney'in akıbetini çözmek için tüm imkanlarını seferber etmiş durumda. Mücteba Hamaney'in dijital iz bırakmamak adına telefon, bilgisayar ve diğer modern iletişim teknolojilerini kullanmaktan kaçındığı ifade ediliyor. Bu durum, geleneksel sinyal takibi yöntemlerini etkisiz kılarken, CIA ve Mossad gibi teşkilatları insan istihbaratı odaklı saha çalışmalarına yöneltti. Ajanların, liderin dar çevresine sızarak bilgi toplamaya çalıştığı belirtiliyor.
Hamaney'in emirlerini oldukça karmaşık ve kapalı bir komuta zinciri üzerinden ilettiği, Devrim Muhafızları içinden dahi sadece çok sınırlı sayıda kişinin kendisiyle doğrudan temas kurabildiği kaydediliyor. Uzmanlar ise liderin nerede olduğuna dair farklı teoriler üzerinde duruyor. Bazı analistler Hamaney'in Tahran'daki yeraltı tünellerinde veya Kum şehri yakınlarındaki korunaklı askeri tesislerde gizlendiğini savunuyor. Diğer taraftan, babasının hayatını kaybettiği saldırıda onun da ölmüş olabileceği ve rejimin istikrarını korumak amacıyla hayatta olduğu izlenimi verildiği yönünde ciddi şüpheler de dile getiriliyor.