Türkiye'de çalışma hayatının en önemli sorunlarından biri, haftalık 45 saatlik yasal sınırın üzerinde gerçekleştirilen mesailerin ücretlendirilmesidir. Verilere göre işçilerin önemli bir kısmı haftada 50 saatin üzerinde çalışmasına rağmen, bu emeğin karşılığını almakta zorluklar yaşanmaktadır. Kurumsal ve sendikalı işletmelerde elektronik takip sistemleri sayesinde mesai ücretleri düzenli ödenirken, birçok iş yerinde bu ödemeler eksik yapılmakta veya hiç ödenmemektedir.
İspat Yükümlülüğü İşçide
Yargıtay uygulamalarına göre, fazla çalışma yaptığını öne süren işçi bu durumu kanıtlamak zorundadır. İspat sürecinde iş yeri giriş-çıkış kayıtları, yazılı belgeler ve iç yazışmalar temel delil olarak kabul edilir. Yazılı belgenin bulunmadığı durumlarda ise tanık beyanlarına başvurulabilir. Ancak, işverenle benzer bir dava süreci içinde olan kişilerin tanıklığı mahkemeler nezdinde geçerli kabul edilmemektedir.
Bordro ve Hileli Kayıtlar
İmzalanmış ücret bordroları, sahteliği kanıtlanmadığı sürece kesin delil sayılır. İşçi, bordroda belirtilen süreden daha fazla çalıştığını iddia ediyorsa, bunu yazılı bir belgeyle ispatlamak durumundadır. Eğer bordrodaki ücretin gerçek maaşı yansıtmadığı mahkemede kanıtlanırsa, hesaplamalar işçinin gerçek ücreti üzerinden yeniden yapılır.
Bazı iş yerlerinde uygulanan ve "hileli bordro" olarak adlandırılan yöntemde, fazla çalışma ücretleri temel maaşın bir parçası gibi gösterilerek işçinin hakları kısıtlanmaktadır. Bu tür durumlarda bordronun imzalı olup olmamasının bir önemi kalmaz; mahkemeler, ödemelerin toplamının gerçek ücreti yansıtıp yansıtmadığına odaklanır. İş yeri kayıtlarında tahrifat yapıldığından şüphelenilmesi durumunda, uzman bilirkişi incelemesi talep edilerek kayıtların doğruluğu denetlenebilir.