Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinde yerel esnafın fiyatlandırma birimi değişimi dikkat çekiyor. Antalya ve Muğla başta olmak üzere yazlık bölgelerde işletmeler, Türk Lirası yerine euro üzerinden fiyat listeleri oluşturuyor. Havalimanı transfer hizmetlerinden plaj giriş ücretlerine, kafe ve hediyelik eşya dükkanlarına kadar geniş bir yelpazede yabancı para birimi kullanımı yaygınlaşıyor.
Vatandaşlar, uçaktan indikleri andan itibaren transfer ücretlerinin euro ile talep edilmesine şaşırıyor. Sahil şeridinde mısır satan sıcak satıcılarının bile fiyatı 2 euro olarak belirlediği görülüyor. Benzer şekilde kafe işletmeleri çay ve tost gibi ürünlerin bedelini yabancı para üzerinden hesaplıyor. Bu durum yerli turistlerin ve vatandaşların bütçelerini doğrudan etkiliyor.
Esnafın TL ile ödeme yapma talebine karşı durduğu ve bunu yüksek kur uygulamasıyla desteklediği iddialar ortaya atılıyor. Piyasa kurunun üzerinde rakamlar belirleyerek TL karşılığını hesaplayan satıcılar, tüketiciler tarafından tepkiyle karşılanıyor. Uzmanlar bu uygulamanın hem etik hem de yasal açıdan sorunlu olduğuna dikkat çekiyor.
Konuya ilişkin yasal düzenlemeler net bir şekilde Türk Lirası kullanımını zorunlu kılıyor. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Kanunu kapsamındaki yönetmelik, satışa sunulan mal ve hizmetlerin fiyatının Türk Lirası cinsinden açıkça belirtilmesini şart koşuyor. Turizm bölgelerinde yabancı turistlere euro ile fiyat verilmesi mümkün olsa da, etiketlerde mutlaka TL karşılığının yer alması gerekiyor.
Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken, konuya ilişkin değerlendirmesinde TL fiyatının belirtilmesinin şart olduğunu vurguladı. Keyfi kur uygulayan işletmelerin suç işlediğini belirten Palandöken, Türkiye'de para biriminin TL olduğunu hatırlattı. Tüketici Konfederasyonu Başkan Vekili Av. İbrahim Güllü ise tüketicilere etiket fotoğrafı çekmeleri ve Ticaret İl Müdürlükleri'ne şikayette bulunmaları tavsiyesinde bulundu.