Aile kurumu ve nesiller korunacak Evlilik müessesesi teşvik edilecek Doğurganlık hızı artırılacak Gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahı gerçekleştirilecek Nüfusun dengeli dağılımı ve kırsalın yerinde kalkınması sağlanacak

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nca Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı'nda konuştu: Aile ve Nüfus 10 Yılı, aileyi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi birbirini tamamlayan beş stratejik öncelik üzerine bina ettik. Birinci stratejik önceliğimiz, aile kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz, evlilik müessesesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz, doğurganlık hızının artırılmasıyken, dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır. 10 yılın önceliklerini hayata geçirmek için araştırma, kurumsal kapasite, mevzuat, iletişim ve diplomasi cephelerinde de çalışmalar yürüteceğiz. Bundan böyle mayıs ayının son haftasını 'Milli Aile Haftası' olarak kutlayacağız, toplumsal farkındalığın artırılmasını sağlayacağız.

ÜÇ ÇOCUK ÇAĞRIMIZIN HAKLILIĞI İSPATLANDI 2007 yılında en az üç çocuk deyip hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkat çektik. Bu çağrımız ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahale eden, inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık. Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede üç çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu.

İDDİALARI ABSÜRT O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin oluyoruz ki yarın tarih tekerrür edecek. Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle, kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak. Türkiye olarak aile ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmadık. Aynı zamanda 1960'lardan itibaren devreye konulan yanlış politikaların ve algıların olumsuz sonuçlarıyla da yüzleştik.

PROPAGANDA YAPTILAR Bilhassa yaşı 50'nin üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaklar. Ülkemiz yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutuldu. Bize nüfus ile kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi.

RAKAMLAR ENDİŞE VERİCİ Tek kişilik hanelerin oranı yüzde 20.5'e ulaştı. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28.5'e, hanımlarda 26'ya çıkarken, 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkeklerde yüzde 94. Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Yani milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablo bulunuyor. Doğurganlık hızımız 2024'te 1.48'e düştü. 2014'te yılda 1 milyon 351 bin bebek doğarken, 2023'te 1 milyonun altına indi. Bizde 35'e yaklaşan ortanca yaş, Avrupa'da 45'tir. Türkiye, Avrupa Birliği'nden halen 10 yaş daha gençtir ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almalıyız. Evlenecek gençlerimize destekleri artırıp, doğum iznini 24 haftaya çıkararak, aile merkezli politikamızı geliştiriyoruz.