80’lerde, 90’larda ana haber bülteni dendi mi zaman dururdu. Hiç unutmuyorum; dedem “Ajans başladı, bitmeden sofraya oturulmaz” derdi.
Çünkü haber sadece bilgi değildi. Güvendi.
Radyoda da, televizyonda da bültenlerin ayrı bir ağırlığı vardı. Reytingler de bunu doğrulardı.
TRT'de Fulin Arıkan’ın 17 Ağustos gecesinden başlayıp ertesi güne sarkan kesintisiz sunduğu yayın hâlâ hafızalarda. Saniyelik gelişmeler akarken; sesindeki denge, kelimelerindeki özen, duruşundaki ciddiyet… Bu mesleğin sadece “okumak” değil, taşımak olduğunu gösteriyordu.
Duygu nasıl kontrol edilir? Haberde mesafe nasıl korunur? Ses nasıl titremez? Meslek ahlakı nedir? Hepsinin cevabı o ekranda vardı.
Ali Kırca ve Reha Muhtar döneminde ana haber bülteni, hayatın çok yönlülüğüne açılan bir pencereydi. Başlıklar toplumu karamsarlığa sürüklemez, gerçekçi ama çözüm ihtimalini açık bırakan bir çerçeve kurardı.