Çocuklar olayın kendisinden çok ebeveynlerinin tepkisinden etkileniyor. Evde sürekli konuşulan senaryolar, televizyon ve sosyal medyada tekrar eden görüntüler, "ya bize de olursa" düşüncesini besliyor. Bu da özellikle küçük yaş grubunda okula gitmek istememe, yalnız kalamama, uyku sorunları ve içe kapanma gibi belirtilerle ortaya çıkıyor.
Çocuğu bir süre okula göndermemek kısa vadede rahatlatıcı gibi görünse de uzun vadede kaygıyı büyütüyor. Uzmanlara göre çocukların güven duygusunu en çok günlük rutinler destekliyor. Okuldan uzaklaşan çocuk hem sosyal bağlarından kopuyor hem de korkusuyla baş başa kalıyor.
"Her yerde olabilir" gibi genelleyici ifadeler korkuyu büyütüyor. Bunun yerine, "Bu nadir yaşanan bir durum, okullarda önlemler artırıldı ve öğretmenler sizi korumak için burada" gibi güven verici bir dil kullanılması gerekiyor.
Olay görüntülerinin tekrar tekrar izlenmesi, çocukların zihninde tehdidi büyütüyor. Uzmanlar, özellikle ilk günlerde haber ve sosyal medya akışının sınırlandırılmasını öneriyor.
-Sakinliği somutlaştırın: Çocuğunuzun yanında yüksek sesle haber izlemeyin, panik içeren telefon konuşmaları yapmayın. Beden diliniz (ses tonu, yüz ifadesi) en az sözleriniz kadar belirleyici.
-Korkuyu isimlendirin: "Korkmuş olabilirsin, bu çok normal" diyerek duygusunu tanıyın. "Korkacak bir şey yok" demek yerine "Seni ne korkuttu?" diye sorun.