Hawaii'de dünyaya gelen ve müzik eğitimine altı yaşında başlayan keman sanatçısı Audrey Wozniak, kariyerini ve yaşamını Türkiye'nin zengin müzik kültürüyle birleştirdi. Batı müziğinin klasik eserleriyle yetişen Wozniak, üniversite yıllarında farklı kültürlerin müziklerine duyduğu ilgiyle etnomüzikoloji alanına yöneldi. İranlı sanatçı Kayhan Kalhor'un tavsiyesiyle 2015 yılında Türkiye'ye gelen Wozniak, burada müziğin yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu keşfetti.
Meşk geleneğiyle gelen derinlik
Türkiye'deki müzik öğrenme biçimlerinden biri olan meşk geleneğinden etkilenen Wozniak, Türk müziğinin aktarım yöntemlerinin Batı'dan oldukça farklı olduğunu belirtti. Mikrotonal ses aralıklarının başlangıçta kendisine yabancı geldiğini ifade eden sanatçı, zamanla bu farklılığın müziğin zenginliğini oluşturduğunu fark etti. Harvard Üniversitesi'nde tamamladığı doktorasının ardından 2024 yılında Türkiye'de kalmaya karar veren Wozniak, Türk müziğini farklı kültürlerle buluşturmayı hedefliyor.
Kültürel bir köprü: Türkiye'yi Dinliyorum
Keman sanatçısı olarak Karadeniz müziğindeki kemençe tekniklerine ve Kırşehir ile Elazığ'ın köklü müzik tarihine özel bir ilgi duyan Wozniak, Neşet Ertaş'ın eserlerini icra etmenin kendisi için çok anlamlı olduğunu vurguladı. Sanatçı, "Bir eseri çalıyorsunuz herkes sözleriyle eşlik etmeye başlıyor" diyerek Türk müziğinin toplumsal birleştirici gücüne dikkat çekti. TRT Müzik için hazırladığı Türkiye'yi Dinliyorum programı sayesinde ülkenin pek çok bölgesini ziyaret eden Wozniak, yerel sanatçılardan geleneksel teknikleri öğrenme fırsatı buldu.
Günümüzde yaşamını İngiltere, İstanbul ve Rize arasında sürdüren Wozniak, bu üçgenin kendisi için farklı anlamlar taşıdığını ifade ediyor. Cambridge'i görev, İstanbul'u araştırma, Rize'yi ise huzur ve ekoloji merkezi olarak tanımlayan sanatçı, Türkiye'de bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu ve kendisini güvende hissettiğini dile getiriyor. Wozniak, Batı ve Türk müziğini birleştiren projeleriyle kültürel etkileşimi sahnelerine taşımaya devam ediyor.