Dünya genelinde biyoçeşitlilik alarm verici bir hızla azalmaya devam etse de, yürütülen koruma çalışmaları yaban hayatının yeniden canlanabileceğine dair somut kanıtlar sunuyor. WWF ve Londra Zooloji Derneği tarafından hazırlanan Yaşayan Gezegen Raporu, 1970 ile 2022 yılları arasında izlenen omurgalı tür popülasyonlarında ortalama yüzde 73'lük bir düşüş yaşandığını ortaya koyuyor. Ancak bu karamsar tabloya rağmen, doğru stratejilerle uygulanan kolektif koruma çabaları, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan türler için umut ışığı oluyor.
Başarı hikayeleri artıyor
Raporda öne çıkan en dikkat çekici başarı örneklerinden biri kaplan popülasyonları oldu. 2010 yılında vahşi doğada sadece 3.200 civarında kalan kaplan sayısı, uygulanan koruma politikaları sayesinde yüzde 70 artış göstererek 5.700 seviyesine yükseldi. Benzer bir iyileşme, aşırı avlanma nedeniyle tükenme noktasına gelen Atlantik mavi yüzgeçli orkinoslarında da gözlemlendi. Ayrıca, yeşil deniz kaplumbağası, uzun yıllar süren koruma çalışmaları sonucunda 'Tehlikede' statüsünden 'Az Endişe verici' kategorisine yükseltilen ilk deniz kaplumbağası türü olarak tarihe geçti.
Sistemik dönüşüm ihtiyacı
WWF International Genel Direktörü Dr. Kirsten Schuijt, bu başarıların sürdürülebilir ve kolektif çabaların bir sonucu olduğunu belirterek, "Değişimin mümkün olduğunu gösterecek kadar yol kat edildi" ifadesini kullandı. Uzmanlar, bu olumlu gidişatın kalıcı hale gelmesi için enerji, gıda ve finans sistemlerinde köklü değişiklikler yapılması gerektiğini savunuyor. Özellikle finansal sistemin doğaya zarar veren faaliyetlerden, koruma odaklı projelere kaydırılması kritik bir öneme sahip. 2023 yılında doğaya zarar veren faaliyetlere 7,3 trilyon dolar aktarılırken, koruma çalışmalarına ayrılan payın 220 milyar dolarda kalması, sistemik dönüşümün aciliyetini gözler önüne seriyor.
Rapor, temiz enerjiye geçişin bir dönüm noktası olduğunu ve zorluklara rağmen yenilenebilir enerji kaynaklarının fosil yakıtlarla rekabet edebilir hale geldiğini vurguluyor. Doğayla uyumlu bir ekonomik modelin inşası, sadece türlerin korunmasını sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda daha adil ve dayanıklı bir geleceğin kapılarını aralayacaktır.