Bir itirafta bulunayım... Ben kilolu insanlardan değil, daha ziyade göbekli insanların sağlığından endişe ederim! Çünkü sağlık dünyasında artık biliyoruz ki mesele sadece kaç kilo olduğunuz değil, o kiloyu nerede taşıdığınızdır. Tartı bazen çok kötü bir yalancıdır. Size "80 kilosun" der ama 80 kilonun ne kadarının kas, ne kadarının su, ne kadarının da karaciğerinizin etrafında kamp kurmuş visseral yağ olduğunu söylemez. Oysa metabolik sağlığın gerçek hikâyesi tam da burada başlar. Hazırsanız buyurun, göbekle ilgili gerçeklere birlikte gözatalım. GÖBEĞİN İÇİNDE KİM OTURUYOR? Karın bölgesindeki her yağ aynı değildir. Bir kısmı cilt altında sessiz sakin durur. Ama bir kısmı vardır ki karaciğerin, pankreasın, böbreklerin, bağırsakların etrafına yerleşir. İşte buna visseral yağ diyoruz. Ben ona daha çok "metabolik sabotaj ekibi" demeyi seviyorum. Sessiz çalışır. Gizli çalışır. Ama etkisi çok büyüktür.

YÜZDE 10 AZALIYOR Yakın zamanda Circulation dergisinde yayımlanan önemli bir araştırma ilginç bir sonuç ortaya koydu. Visseral yağ miktarında sadece yüzde 10'luk bir azalma sağlanması, ilerleyen yıllarda tip 2 diyabet riskinde yaklaşık yüzde 28'lik düşüşle ilişkili bulundu. Üstelik insanlar sonradan biraz kilo geri alsalar bile bu koruyucu etki devam etti.

METABOLİK SAĞLIK NEDİR? Bugün artık sadece zayıf olmak sağlık göstergesi sayılmıyor. Asıl önemli olan metabolik olarak sağlıklı olmaktır. Kan şekeri dengeli mi? İnsülin normal mi? Karaciğer rahat mı? Kaslar güçlü mü? Damarlar genç mi? İşte gerçek soru budur. Çünkü aynı kiloda iki kişi düşünün... Birinin yağı kalçasında duruyor. Diğerinin yağı karaciğerin kapısında nöbet tutuyor. Tartı ikisine de aynı puanı veriyor. Ama metabolik kaderleri tamamen farklı olabiliyor.

METABOLİK ESNEKLİK Son yılların en önemli kavramlarından biri de metabolik esneklik. Metabolik esneklik, vücudun gerektiğinde şekeri, gerektiğinde yağı enerji olarak kullanabilme becerisidir. Yani metabolizmanın otomatik vites sistemi. Sağlıklı metabolizma gerektiğinde karbonhidrat yakar. Gerektiğinde yağ yakar. Sorun çıktığında ise sürekli aynı viteste takılır. Sonuç? Yorgunluk. Açlık krizleri. Göbeklenme. İnsülin direnci. Yağlı karaciğer...

GÖBEK VE METAİNFLAMASYON Visseral yağ sadece yağ değildir. Aynı zamanda küçük bir iltihap fabrikasıdır. Bugün Longevity ve gerobilim dünyasında sıkça konuşulan "metainflamasyon" kavramının en önemli kaynaklarından biri de budur. Metainflamasyon nedir? Sessiz, belirtisiz ama yıllarca devam eden düşük dereceli kronik yangın halidir. Bu yangın damarları yaşlandırır. Karaciğeri yorar. Pankreası bunaltır. Kasları zayıflatır. Beyni bile etkileyebilir. Kısacası göbek büyüdükçe metabolik yangın da büyür.

YENİ TEHLİKE Tıpta son dönemin en dikkat çekici kavramlarından biri de CKM Sendromu yani Kardiyo-Kidney- Metabolik Sendromdu. Şimdi buna daha kapsamlı bir bakış açısıyla birçok uzman "Metabolik-Hepato-Kardiyo- Renal Sendrom" demeye başladı. Çünkü bu hikâyede sadece kalp ve böbrek yok. Karaciğer de işin tam merkezinde. Göbek yağı arttıkça, karaciğer yağlanıyor, insülin direnci gelişiyor, kan şekeri yükseliyor, damarlar sertleşiyor, kalp zorlanıyor, böbrekler etkileniyor. Yani sorun tek bir organda başlamıyor. Bütün sistem birlikte yaşlanıyor!