İsrail tarafından uluslararası sularda alıkonulan Sumud Filosu aktivistleri, THY'nin özel uçuşuyla Girit Adası'ndan Türkiye'ye getirildi. Aralarında 18 Türk vatandaşının da bulunduğu 59 aktivist, İsrail'in kendilerine uyguladığı insanlık dışı muameleyi anlattı.
Aktivist Sijaad Hussain: "Gazze'ye doğru insani yardım taşıyorduk. Bize uluslararası sularda plastik mermiyle saldırdılar. Yaralananlar oldu. Teknelerimize baskın yapıp bizi büyük bir konteyner gemisine götürdüler ve oraya yerleştirdiler. İnşallah, Filistin özgür olduğunda biz de özgür olacağız. Türk milletine sağladıkları her şey için teşekkür etmek istiyorum."
'YÜZEN HAPİSHANEYE GÖTÜRÜLDÜK' İngiliz aktivist Katy Davidson: "Bize teknenin ön kısmına geçmemizi söylediler. 'Öne geçmezseniz ateş ederiz' diye tehdit ettiler. Halbuki uluslararası sulardaydık ve yasadışı hiçbir şey yapmıyorduk. Yüzen bir hapishaneye götürüldük. Buradan botlarla alınarak konteynerlerden oluşturulan geçici bir alanda tutulduk. Her yer dikenli tellerle çevriliydi, etrafımızda silahlı kişiler vardı ve bize hayvanmışız gibi davrandılar. Gece boyunca ıslak yataklarda uyumaya zorlandık. Yataklar özellikle ıslatılmıştı. Bize sınırlı miktarda yiyecek ve su verdiler, sert ve tehditkâr bir tutum sergilediler. Herkesin olanlara tepki vermesi gerekiyor, çünkü bu durum Filistin ile sınırlı kalmayacak, dünya geneline yayılacak. Çünkü onlar siyonist ve kendileri dışında kimseyi umursamıyorlar."
'HER KONTEYNERE 45 KİŞİ SIĞDIRDILAR' Filo aktivistlerinden Avustralyalı Doktor Bianca Webb-Pullman: "Tekneye çıktıkları anda bize silah doğrulttular. Herkesin ellerini bağladılar ve bizi tekneleriyle bir donanma gemisine götürdüler. Dizlerimizin üzerine çöktük ve bekledik. Sonra bizi nakliye konteynerlerinin bulunduğu bir avluya koydular ve her konteynere 45 kişi sığdırdılar. Sadece Gazze'yi kontrol ettiklerini düşünmekle kalmıyorlar, artık tüm Akdeniz'i kontrol ettiklerine inanıyor gibi görünüyorlar ve bu hoş görülemez. Türk hükümetinin ve dünya hükümetlerinin bu konuda güçlü bir tavır alması gerçekten çok önemli."
'HESAP VERMEYE ZORLAMALIYIZ' ABD'li emekli acil servis hekimi John Francis Reuwer: "Her gün çocukların öldürülmesine duyarlılık gösteren insanlar, neden suçlu gibi muamele görüyor ve neden çocukları öldürenler saygıyla karşılanıyor? Müdahale sırasında yere yatırıldık, diz çökmeye zorlandık ve hareket etmeye çalıştığımızda darp edildik. ABD ve İsrail'i hesap vermeye zorlamalıyız." Aktivist Halil Erdoğmuş: "Bazı arkadaşlarımız çok büyük darbeler aldı. Bizi esir alanlar yiyecek olarak da su ve kuru ekmek getirdi. Bunları önümüze attılar. Hayvana atmazsınız. Kedinize, köpeğinize o kadar rezilce muamele yapmazsınız."
DEVLETİMİZ SAHİPSİZ BIRAKMADI Aktivist Ali Deniz: "Bunlar Gazze'deki masum insanların yaşadığı bir ana bile bedel değil. Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere tüm devlet yetkililerimize, bürokratlarımıza buradan filo adına minnetlerimizi, şükranlarımızı söylüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Sabahın ilk saatlerinden itibaren biz her ne kadar akşama doğru Yunanistan'ın havalimanına vardıysak da bizim oradaki büyükelçimiz ve ekibi sabahtan bizi karşılamak için orada ayakta bekliyordu. Bizi uçağa bindirene kadar yalnız bırakmadılar."